Moda ve Bronz Tenin İlişkisi

  • İçerik yükselişte
  • Bu içerik çok beğenildi.
  • Batuhan Özkan
    Batuhan Özkan
    Naberya Editörü

    Viktoryen dönemde koyu renkli bir ten, açık alanlarda çalışmak anlamına geldiğinden işçi sınıfının göstergesiydi. Üst sınıf kadınlar, kendilerini güneş ışınlarından korumak için bone ve güneş şemsiyesi kullanır, adeta soluk tenlerini stillerinin değişmez bir öğesi olarak görürlerdi. 1900'lerin başında doktorlarının güneş ışınlarını D vitamini yararları açısından desteklemeye başlamasıyla güneşe çıkmaya biraz daha ılımlı bakılır olmuştu.

    1920'lerde Fransız moda tasarımcısı Coco Chanel'in bir cruise seyehatinde uyuyakalması ve kazara bronzlaşmasıyla moda dünyasının takipçileri bronz tenin peşinden koşar olmuşlardı. Tercihen Fransız Rivierası'nda edinilen bu altın rengi bronzluk adeta bir statü sembolü haline gelmişti. Yazın sahip olunan bu bronzluğun yanı sıra ilerleyen aylarda kayak tatillerinde elde edilen altın rengi ten de lüks yaşamın sembolü sayılıcaktı.



    Moda ve Bronz Tenin İlişkisi


    1946 yılında bikininin cesur bir tasarım olarak kadınların hayatına girmesi, onların vücutlarını daha cüretkar bir biçimde güneşin altına bırakabilmeleri anlamına geliyordu.1960'lı yıllarda Brigitte Bardot o dönem için adeta bir skandala imza atmış ve Saint-Tropez'de üstsüz güneşlenmişti.


    Bugün birçok kısıtlama ortadan kalktıysa da, güneşe maruz kalmak erken yaşlanma ve cilt kanserine yol açabildiğinden, artık eskisi kadar popüler değil. Kendini bronz tenle daha iyi hissedenler ise bronzlaştırıcı spreylerle şüphesiz daha güvenli bir yol izlemiş oluyorlar.



    Kaynak
    Birde Şunlara Göz Atın
  • 0 Yorum
  • Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapan sen ol.